2 Temmuz 2015 Perşembe

Dilara'yla arkadaş olmanın anlamı...

Şimdi. Geldik çok ama çok önemli bir konuya. Akrep burcu olan bu kız benim gönlümün denizcisidir. Hatun benim için karayip korsanları gibi bir şey. Adrenalin, aksiyon, macera, aşk, entrika, dostluk ve dram... Tüm duyguları 1 sene içinde şu kızla yaşadım. Ben hayatımda onun kadar dengesiz bir kız görmedim. 1 saat önce gülen kız birden Yeşilçam kadınına dönüyor. Skype'ta saçını atıyor yüzünün yan tarafına. Acıların kadını Bergen oluyor. Kocasından boşanmak istediği için kezzap yiyen kadına dönüyor. Ertesi gün bir açıyor. Bembeyaz dişlerle gülümsüyor. O an güneş gibi parlıyor kappe gız. Bir de aklı başına gelsin diye ona bağırışmayı küfredilmesi... Hastası ha. Düşünüyorum... Bana yapıyor bunu. Surat asıyorum. Boğazıma camış oturuyor. Gözlerimi kırpıştırıyorum falan. Çünkü canımın özü dediklerim beni azarladığında nefes alamıyorum lan. Mantıklı konuşulunca anlayan biriyim zaten. Hayır, şimdi neden bağırıyorsun ki sen Dilara? 

Dilara'yla geçirdiğim 11 günüm vardı. Beraber uyuduk. Sanki liseli çiftmişiz gibi bir de el ele uyuyoruz ya? Anacım, yokluğumu kızla atıyorum. Geceleri uyutmuyor, hooop belime kuvveeeettt! Şakasına yapsam da uslu duruyor. Bu sefer ben durmuyorum. Gülüyorum, sağa sola yuvarlanıyorum, ağlamaklı oluyorum sen olmasan ne yaparım diye. Açıyor ışığı "Tamam, kanka senin için özel istek isterim yaşayayım diye." deyip beni avutuyor... 

İlk gün... Benim cenabetliğimden sanırım bilmiyorum ama bizi polis çevirdi. Ya kardeşim! Bir şey yapmadık. Alkol yok bir şey yok. Niye biz? Hadi polisi atlattık. Bindik ulaşım aracımıza. Araç bozuldu! Haydaaa! Dilara bana tip tip bakıyor. Ya aşkıö gusül de aldım. Ekmek musap çarpsın ki aldım. Ulan sırf huyluyum diye tek tek kulak deliklerime itinayla su geçirttim zorla. Duştan çıkınca kulaklarım babamın ayağına döndü. Eh, belli etmesem de sabah çıkarken, akşam dönerken ve gece yatarken dua okuyup uyuyan biriyim. Ki o araçta bir sürü insan var. Ama ben suçlu oluyorum. Hadi ona da tamam. Ama sonraki günler takiben itinayla araçlar bozuldu. Eve girdiğimizde Dilara beni dövdü. Tşk. 

Dilara, tam akrep kadını. Çok sever, ölür biter, aşık olur, mal mal güler ama iş güvenmeye gelince ayyyy Allah'ım evlerden ırak. 


"O kadın kim, Mete?"

"Ya hayatım tanımıyorum. Kadın sadece 2 saniye baktı!"

"Bu çöpün üzerinde ruj izi var, Mete!"

"DÜN YEDİN YA KADIN!"

"Bana bağırma, Mete! Hallerim var, anlıyo' musun?!"

"BENİM DE VAR!"

"Sus!"

"..."

"Niye susuyorsun, Allah'ın belası!!! Söyle bana!"

"Ya demin sen demed-"

"BANA CEVAP VERME!"

"Allah da benim belamı versin."

"Vermesin! Sensiz ne yaparım ben? (Ağlamaklı olur.)"

"Gel buraya, gel. Küçük hatun."

"Böhüüüüüü!"


Bunların yanındayken hep patlamış mısırım olmadığı için pişman oluyorum. Hani şu yirmi dakikalık sitcom diziler olur ya? Aynısı. Ama size bir şey diyeyim mi? Dünyada en güzel seven kişiye "Dilara Şenay Pamuk" denir. Neden mi? Anlatayım. Bir Dilara Pamuk, mutsuzluktan geberse de sevdiği insan için her şeyi yapar. Mutlu olması için elinden geleni yapar. Çünkü, ben birazcık bile üzülsem o tüm şaklabanlığı yapar. En kötü ihtimal bana dil atar. Abijim der. Sıkıysa gülme. Skype'tan çıkıp kafa atar. Çünkü, ben mutluysam o mutlu. Ama şunu unutuyorsun, Dilara. Sen mutsuzsan ben mutlu olamam ki. Tek bir kaşını kaldırmandan bile anlıyorum seni. Söyler misin, en değerli hayalim? Senin için ne yapmam? Şu Allah'ın belası hayatta sana yasladım sırtımı. Yorulduğumda elini tuttum. En büyük korkularımı beraber yendik. Sen, bu dünyada mutluluğun anahtarısın. 

Eğer siz de Dilara Pamuk'la arkadaşsanız biliyorsunuzdur zaten. Soyadı gibi pamuk kalplidir. O küçük bedende kocaman sevgi barındırır. Sokaktaki insanlara bile neşe saçacak bir aurası var bu kızın. Eh, bir de parasını sonuna kadar arkadaşlarıyla paylaşması var. Bu devirde bunu yapan çok az insan kaldı. Ben asla unutmam. Ablamı kafama takarken ders çalışamıyordum. Beni aradı. Dert etmemem gerektiğini ve halledeceğini söyledi. Halletti de... Derslerim düzgünse bana huzurumu verdiği içindir. Ya bir de... Beni yıkadı bu ya... Oğlum beni yıkadı lan. Hem de kafama tas falan vurmadı. Saçımı yıkadı, bedenimi yıkadı ve huzur kokulum deyip beni kuruladı lan. Abi, dişlerimi fırçaladı bu kız. Ayakkabı bağcığımı eteğimden dolayı eğilemediğim için bağladı. Lan bu kız bana sürekli kahvaltı hazırladı. Abi! BU KIZ BEN HASTALIKTAN NEFES ALAMIYORUM DİYE GECE BENİ HASTANEYE GÖTÜRDÜ. İğne yediğimde canım acıyor diye eczaneye gidip ne yapması gerektiğini sordu. Popomu ovarak acımı aldı. Allah belamı versin ki bak... Bana annem yapmadı bunları. Ben onun yanında hıçkıra hıçkıra ağlarken bana sarılıp o da ağladı. Üzülüyorum diye üzenlerin ağzına sıçtı. Ulan siz böyle birini bulursanız öpün başınıza koyun. Cennet annelerin ayak altında belki ama benim cennetim hep tam yanımda. Şimdi, böyle bir insanla arkadaş olmak nasıldır düşünün. 

Yani kızla bir gün az konuştum. Kendimi sevgilimden ayrılmış gibi hissettim. Yemin ederim bugün paranoyak gibi oldum. Dilara niye az konuşuyor? Artık beni sevmiyor mu? Ay hayır olamaz! Ay biri bana vursun. Ay tansiyonum! Ay komşular yetişin adam öldürüyorlar! Kıçıma ip bağlayıp sokakta koşacaktım bugün az kalmıştı. Elimde telefon kime aratsam şu kızı kendine getirsem diye kafede oturmuş insanları süzüyorum. Duvara baktım saatlerce ne yapacağım düşünceleriyle. Sonra dedim ki sikerim yaaa. Zaten Cumartesi günü pijama partisi yapacağız. O zaman bir şeyler yaparım ben. Ben günlerce çaresizliği hissettim. Güldürmek ne zormuş be...

Dilara ile arkadaş olunca önünde sonunda küfür dolu mesajlar atıyorsun. Bknz. Bugün.


"Rahat bırakmıyorum kızım seni! Ben senin kardeşinim. A*ına koyarım senin kappe kız. Öfkeni üzüntünü bana kus ama susma! Susma anladın mı? Eeeehhh yeter be! Bu musun? Bu kadar mısın? Seni s*kemem ama gebertirim. Anlıyo' musun ha? Camooooonnn!"

"Lan ne diyon amk kahve yapıyorum şu an. Bitince yaacaktım zaten salak mısın nesin? Tövbe ya..."

"Ha pardon... Ben birden gaza geldim... Özür dilerim 🙈"

"Siktir git ya."

"Ama... Ama..."

"SUS LAN DAVAR OĞLU DAVAR!" 

"..."


Ya geçen Taksim'e gittik. O, ben ve Egemen... İhihihih. Neyse, dur. Gittik işte. Açız abi. Yemek yemeliyiz. Gittik yemek salonuna. Yan masadakiler öksürüyor mu evrim mi geçiriyor bilemedik. 


"Bööeeağğğhheeeaahhhhöööö!"

"Dilara? Yanındaki adamı mı yuttu lan o?"

"Kanka bence biz ufaktan topuklayalım..."

"Yüüheeaağğhhhöööeeeaaa!"

"Kanka çorbayı dik kafana! Egemen kalk! Abi ben daha çoluk çocuğa karışacağım. Yürüyün ya!"


Sonra tavla tavla diye tutturduk Egemen'le. Gittik bir yere. Ya sen Taksim'sin. İçinde neden %90'ı kıllı abilerle dolu Ahmet Kaya arka fonlu bir yere sahipsin lan? Dilara'yla ufaktan yapıştık birbirimize. 


"Lan? Bu adam demin ayakkabısını çıkarıp ayağını mı kaşıdı?"

"Iyyy kanka burnunu karıştırdı yaaa!"

"Galiba o şey çayına düştü... KANKA İÇTİ!"

"Yürü, yürü, yürü!" 


Hayatımın en güzel zamanlarını bu kızla yaşıyorum ben. Diyorum ya? Ne güzel şey sevmek seni... Teşekkür ederim kardeşim olduğun için. Cennet kokulu olduğun için. Huzurum olduğun için. Ve benimle olduğun için. Ne olursun, yaşlandığımızda elimizde sigaralarla anlatıp güleceğimi böyle nice güzel anılar olsun. Benim için artık güler misin? Gözyaşlarımı siler misin? Benim kalbim acıyor... Benimle beraber acılarımızı yok eder misin? Ellerim çok boş kaldı, Dilara. Üşüdü kalbim de ellerim de. Güneşim ol ve ısıt beni. Benim için ve kendin için yaşamaya devam eder misin? Çünkü sen ve ablam olmasa ben bir hiçim. O yüzden, diyorum ki sana... Derin bir nefes almalıyım bir dakika. Canım kız kardeşim? Kalbim delik deşik. Çok üzdüler beni, be. Seninleyken iyileşiyorum. Biliyorum, ben de sana iyi geliyorum. Bunu görüyorum. O yüz yine biz kalsak da ayakta olalım, tamam mı piremses? 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder