Baş Not: Komik bir yazı değildir. Aksine sevgi kusmalık bir yazıdır. Okumak isteyene...
İçine sıçtığım hayatımın en kötü gününde sanki içine doğmuş gibi geldi yanıma. O gece boyunca yanımdan ayrılmadı, ayrılmama izin vermedi. Dans edip eğlenmeme ve gülmeme izin verdi. Beraber eğlendik. Güldük. Dans ettik. Ben mal mal hareketler yaptım. Güldü. Çılgın dedi. Sadece bu. Yanıma birinin gelmesini süper sonik sert kız bakışıyla engelledi. Hani birinin bakışlarıyla ölmek varsa o bakış Beyza'nın bakışlarıdır, azizim. Hatun öyle bir bakıyor ki. Hafifçe gülümsüyor. Ama gülüşte "Seni de ananı da sikerim." cümlesi gizli. Bir de hızlı hızlı konuşması var. Bir şeyi harıl harıl anlatırken sesinin son kelimede son hecede kısılmasınından bahsetmiyorum bile. Resmen çayı söyleyip "Bir parmağını daldırsana." diyesi geliyor insanın. Öyle bir şeker.
Sevgilisi benim babam dediğim insan olur. Kıvanç derim kendisine ama adı Serdar'dır. Evet, tahmin ediyorum düşüncelerinizi. Bu kız ne kullanmış? Jamaika? Bonzai? Ne bokum bu? Ama hey! Dur bak! Buna biz samimiyet diyoruz. Kıvanç babamla Beyzade'm benim buradaki ikinci ailem olur. Edirne'de gideceğim bir yer yok diyemiyorum artık. Sokakta olayım ama yanımda yine Beyza olsun. Çünkü biliyorum ki oldurmayanı oldurur evvel Allah. Tövbe bismillah. (Şu an aile kavgasına şahit oluyorum, çok mağdurum.)
Ebesini tükürdüğüm, anasını içtiğim, babasına sövdüğüm bu Dünya'da Beyza gibi birini dost edinin derim. Abi kızın düşmanı olduğunuz an kıçınıza sanki dart tahtası monte etmişler de dartlarını atmalarını yaşadığınız andır. Yüce Mevlam'a bazen kendimi "Allah'ım n'olursun Beyza'nın hep küçük fıstığı ve çılgını olarak kalayım. Aksi taktirde çok uzatmadan al canımı. Uğraşamam ben dart tahtasıyla." derken buluyorum. Ya anlamıyorsunuz. Sizi alır itin götüne sokar, sokuma göt yapar sizi.
Hiç unutmuyorum, bir keresinde uyuz olduğu kıza inat yaptıklarını. Kız tuvalete kapanıp Müslüm Gürses ağa beyimizin klibinde oynamalık bir rol kesilebilir. Beynini ağlar. Midesini sıçar. Helâk olur. Nuh tufanı bir, Beyzade helâkı iki. Haksızsa bile Beyza o konuşmalarıyla sizi Allah kapısına yollar. Secdeye kapanır hacı olursunuz. Bir saatte saçlarınıza ak düştürür. Açıkçası Kıvanç babamın hallerini biliyorum. Ya lış bir şey söyleyince çocuk engelliye dönüyor. Gidiyor geliyor. Amuda kalkıyor. Aşkım demekten dili uyuşuyor. Kazak ısırmış Gülay kadar oluyor hani. Al mesela Taner. O da dedemiz olur bu arkadaş ilişkilerindeki konumunda. Çocuğun kafası güzelken Beyza'nın dilinden sonra birden ayıldı. Şimdi oturup finallere çalışacak mesela.
Oğlum, aklı olan bu kıza ters yapmaz. Sevdikleri için her şeyi yapan, yağlı saçlarla bile Afrodit olup yanınıza gelen biri. Sen üzüntüden kusarken başında bekleyip sonra seni yatağa yatıran biri. Karnın aç diye gecenin köründe Kemal Abi'nin Yeri'ne götürüp sana yemek yediren ve bir lira para ödetmeyen biri. Daşşaklı kız dediğimiz insan figürü. Birazcık kötü biri olsa Hürrem'in adını kazıyıp yanına kendi adını yazdıracak neredeyse. Yanına da Kanuni Sultan Serdar. Ben de kızları Panda Sultan Seher. Şimdi çok demagoji yapmayalım da benim salak sulak davranıp Beyza'yı aramalarımı, ağlamalarımı, seni seviyorum demelerimi ve bokunu yerim lan diye iğrençleşmelerimi es geçelim. Bu yazının sultanı bizim Beyzade.
Yaşam fonksiyonumsun sen. Gözlerimin içindeki parılmadamayı asla unutmayan ışıltısın. Kalbimdeki her türlü alet edavatsın. Nefes almamı sağlayan ciğerimsin. Ruhumun en önemli parçasısın. Şimdi bu şapşal pandayı çok öp. Çok sev. Çok bağrına bas. Çünkü sen çok şeysin biz sevdiklerin için. Hayatımızda varolması gereken en önemli kişisin. Hayat bir oyunsa biz de figüransak sen de bizim var olmamızı sağlayan kişisin.
Öptüm. Bay.