Şu an resmen oturmuş Gökhan Türkmen'in Korkak adlı şarkısını dinliyorum. Evde herkes her an ağlayacağım diye bekliyor. Ben hiçbir şeye ağlamam ama iş ayrılığa gelince özlemeye gelince oturup hüngür hüngür ağlayabilirim işte. En yakın arkadaşım öldüğünde ağlayamamıştım. Üzerinden 4 sene geçti ve ben hâlâ ağlayamadım onun için. Sanki ağlarsam ona ihanet edecekmişim gibi hissediyorum çünkü. Ama Nartek gitti odadan ve ben boğazımdaki acıyla bunu yazıyorum.
2 yıllık bir dostluk serüveni anlatayım size. İlk tanıştığımızda hiç sevmemiştim Nartek'i. Ne tesadüf o da beni sevmemiş. Ama çaktırmamıştık. Hani kızların doğaüstü bir yeteneği vardır ya? Sevmediğin birine "Canıııııım, nasılsııııın?" diye çığırırız ama içimizden "Pis kahpe." diye geçiririz. Bakın bu doğru bir yetenek, şehirefsanesi falan değil anlatabiliyor muyum? Ama ne hikmetse biz Nartek ile kaymak ile bal gibi olduk. Çikolata ile antep fıstığı olduk. Biz resmen yinyang olduk... Şey... Tamam, o kadar olmadık belki ama biz bir alana bir bedavaydık insanlar için. ("Hanginiz bedava?" diye sormayın sakın. Şurada duygusal acı çekiyorum.)
En basitinden hasta olduğumda kız yoktan C vitamini var edip belki götümden belki ağzımdan dayıyordu o vitaminleri. Hatta ben yemek yemiyorum diye yemekhanede ne kavgalar ederdik. Anam! Herkes durmuş bize bakıyordu. Ben asi serbest stilimi yansıtırken, Nartek de cinnetler geçirmemek için derin nefesler alıyordu. Hacım, ben yediğimi sürekli kusardım bir aralar. Durmazdı midemde yani. Nartek de giden vitaminlerin arkadasından ağlamayıp yenisini aktarmak isterdi bana haklı olarak. Mesela şöyle ki:
"O tabak bitecek, Seher."
"Hayır."
"Ye onu bak sana cehennemi yaşatırım."
"Ya yemek istemiyorum. Doydum görmüyor musun? Kusayım mı? Onu mu istiyorsan, ha?"
"Kusmazsın. Ye şunları."
"Sen benim annem değilsin. Bana karışamazsın."
"Bana bak, Seher. Sen çöpsüz üzüm değilsin, anladın mı? Ben senin gözümün önünde erimene dayanamıyorum. Birden zayıfladın ve sürekli ya başın dönüyor ya da yataktan kalkamayacak kadar hastalanıyorsun."
"Ben sanki çok mu mutluyum böyle olmaktan?"
"Ye diyorum."
"Hayır."
"Öyle mi? Halbuki sana pandalı bir takım şeyler almıştım." Oyuncu bir şekilde iç çekti tabi ki. "Ben de kendim kullanırım."
"Çorbayı içmem ama sebzeyi yerim. Anlaştık mı?"
"Çorbadan 5 kaşık alırsan olur."
"Ah ulan... Tamam!"
Hep Nartek kazanırdı. Kız benim zayıf noktamı iyi bilirdi. Güzel yerden vururdu. Duygusaldan girince olmazdı ama iş istediğim bir şeyi bana sunmak oluncak annemi bile yerdim ben. Sonuçta tekrar kusmadan yemek yeme olayına alıştım. Düşünüyorum da Nartek olmasaydı çoktan hastanede serumla besliyor olurlardı beni. Ha, hastane demişken, Nartek'le hastaneye gitmeye bayılıyorum. Bir gün Nartek bana kırılmıştı, konuşmuyordu. Benim de o gün zehirleneceğim tuttu. Aklıma direk Nartek geldi. Aradım.
"Kanka ölüyorum. Çabuk gel."
"Ne oldu ya? Neyin var? Neredesin?"
"Dışarıda yemek yedim. Yarım saattir soğuk soğuk terliyorum, kusuyorum, üşüyorum. Ölüyorum. Ölürsem tabletim senin olsun kanka."
"Sus be geri zekalı. Kırdırtma tabletini şimdi. Senhazırlan ben taksiyle geliyorum. Aradığımda çık."
"Tamam kanka- öhö. Kanka- öhö. ÖHHÖÖÖĞĞĞ!"
"Üff, kapa telefonu da öyle kus. Mal."
"Tama-ööeeaağğğ!"
"..."
Ardından geldi ve gittik hastaneye apar topar. Tabi ben damızlık gibi uzandım sedyeye. İğne vuracaklarmış. Kadın sanki kocasını elinden almışım da bana kini öfkesi varmış gibi bir soktu iğneyi. Resmen uludum ya. Kurt gibi uludum o an. Sana o diplomayı veren üniversitenin temelleri başına yıkılsın. O demir çubuklar sana girsin kör olasıca hemşire! Allah seni lanetlesin e mi, ırıspı!
"Kanka yaşıyor musun?"
"Iıııhhhğğğ."
"Geçecek, geçecek. Bak keşkül kıvamındaki poponu ovalıyorum."
"Kemiğime kadar soktu, gaddar karı."
"Aynen vallahi hiç acımadı. Ben ağzından çıkartacak sandım."
"Galiba çıktı, kanka."
"Hahahahaha, salak!"
"Ay götüm... Vallahi götüm. Of anam!"
Mesela bir de Nartek'in hediye alma olayı vardır. Ağam, kız Noel Baba gibi hediyeyle geliyor odaya. İleride sevgilim olursa Nartek'le kıyaslamayı düşünüyorum. Geçen gün bana bir çanta dolusu makyaj malzemesi temin etti. Mahmut abi değilmişim, makyaj yapmalıymışım, ve o artık bir materyalistmiş. Ne olduğunu bilmediğim bir sürü şey bana bakıyor, ben onlara bakıyorum. Üşenmedi hepsini tek tek anlatıp uygulamalı olarak gösterdi ne işe yaradığını. Sanki gidecekmiş de gitmeden önce son kez iyilik yaparmış gibi. Ben şu an anladım ki 'bir alana bir bedava'daki o bedava aslında benmişim. Vay ya...
Şimdi, odaya gideceğim ve yatağı boş göreceğim. Önce eşyalarımı altdudağım titreyerek yerleştireceğim dolabıma. Ardından kendi yatağıma oturup kocaman bir iç çekeceğim ve boş yatağa bakacağım. Ya duşta suyun altındayken ağlayacağım ya da yorganın içine girip ağlayacağım. Bilmiyorum, ama emin olduğum üç şey var. İlki, Nartek'i arayıp burnumdaki sümükler baloncuk çıkartana kadar ona ağlayacağım ve o da "Ağlayacağına kalkıp gelsene kızım. Mal mısın?" diyecek. İkincisi, ona olan saygım ve sevgimden dolayı ne zaman doyduğumu hissetsem bile tabağımı bitireceğim ve artık sevdiğim ıspanak yemeğini yiyeceğim. Üçüncüsü ise... Onu çok sevdiğim. İnsan sevdikleriyle geçirdiği zamanların değerini bilmek zorunda. Onlar gittiğinde içinizde oluşan o kocaman boşluk asla dolmaz. Odada beraber olmak ile dışarıda görüşmek çok ayrı. Sonuçta sen bir aile oluyorsun o odada. Ağlarken seni görüyorlar. Üzgünken seni dinliyorlar. Gülerken beraber seninle gülüyorlar. Onlar hep yanında oluyor ki hep demişimdir oda arkadaşlarımız aynı zamanda aile üyemizdir diye. Umarım gittiğin evde sana iyi bakarlar, kardeşim. Söyle onlara çok çabuk üşürsün o yüzden doğalgazı kısmasınlar. Bir de hasta olduğunda çok uyuyorsun sen. Uyandırıp yemeğini yedirsinler ve ilacını içirsinler. Sen üzülünce de çok belli etmezsin zaten. O yüzden hep halini hatrını sorsunlar. Çünkü, sen ağlayınca da çok tatlı olsan da su kaybı yaşamanı istemiyorum. Mesela ben şu an deli gibi su kaybediyorum. Ağzıma burnuma giriyor gözyaşlarım...
Ha, mentole de alerjin var. Mentol mentol takılmasınlar etrafında. Şey de yapmasınlar... Kırmasınlar seni. Pamuk gibi kocaman ve yumuşacık kalbin var senin. Bir de sorar mısın onlara? O güzel yuvada bir pandaya arada yer var mı? Söz çok ses yapmam. Ortama uyarım. Yanına kıvrılır, sessiz olurum. Bir şey de istemem. Yanında olsam yeterli. Annesinden ayrılan yavru gibiyim birazcık. Çünkü, ben şu an duygularım kalp krizi geçiriyormuş gibi hissediyorum her ne kadar sadece eve çıkmış olsan da.
Seni seviyorum, İlayda Nartek Güven. Kısacası: Ben en yakın kardeşim.